21 Şubat 2010 Pazar

Mecburinin doktorları - kısım 1

Bu bir deneme yazısıdır.Bu sebeple erişebildiğim ve aynı kader çizgisini paylaştığım meslektaşlarımla paylaşabileceğim burada yazılanlardan fazladır.Gerisi 'ya tutarsa' diye devam edebileceğim her hangi bir ortamda ,merak edenler olursa, filiz verebilir.Bu sebeple iyi veya kötü geri bildirimleriniz benim için önemlidir.

Eğitim hayatımızın en başındaki üniversite,asistanlık ve sonrasındaki uzmanlık çilelerini hızla geçiyorum.Bu , her yerde her zaman ortak paydada iyi ifade edilen bir tartışma alanıdır.Ama esas 'mecburiyi' sınıra yakın yaşayanların veya memleketin ortasından çekilen bir çizgide tepeden bakışla doğuda kalan kısıma roketlenenlerin geri döndüğünde söyleyeceklerine kulak vermek gerekir.Bizim nereye gönderildiğimizden haberdar olabilmeleri adına-kesinlikle sitem etmiyorum-'mecburinin' ortamını sözüm şu andaki meclisden dışarı! diyerek anlatmaya çalışmak istiyorum.

Güneydoğu Anadolu insanın iyi kalpli olduğunu biliyorum ve artık dahasını da biliyorum.Beraber çalıştığım iş arkadaşlarımdan hemşirelerimin çoğu, gerçekten birer melek.Buna bütün kalbim ve beynimle şahit oldum.Büyük şehirde yaşanan empati eksikliği yok,üstüne üstlük anne olsun olmasın , hemşirelerimin yaşı küçük olanları da dahil hastaya ve refakatçisine hisettirdiği anne şevkati var. Bu şevkat ve empati detayları ileride kısa bir öykü konusudur.

Yerim Hakkari Merkez'dir. Şu an, benim olduğum her yer zaten merkezdir diyen bir psikoloji içinde olsam da , genel kuraya kaldığımda yanına bir çarpı konarak adımı listede gördüğüm ve sıtımdan aşağı bir soğuk bir kaynar suyun döküldüğü yerim de ,merkezim Hakkarimdir.

'Mecburi'nin başında ,Temmuz 2008, yarısı eski bir binada köhne bir klinik,öbür yarısı yeni binada gıcır gıcır bir poliklinik iken , zaman kapsülünde ilerlenilen bir dönemde roketlenmiştim Hakkarime.Yatırım yapılmış,paralar harcanmış,doktora da hastaya da 'insanca' hayatta kalma şansı tanınmış olduğu, 4 ay içinde gerçekten daha da netleşti.Ve Başbakanımız resmi açılışşa geldi.İzin verilirse bu da ayrı bir adrenalinli öykü konusudur. İmkanları biraz da bizim yerleştirmemiz gerektiğini ,çekimser olarak da olsa, bize kitlenen ihalelerle anladık ve harekete geçtik, etrafımızı 'denize atılan deniz yıldızı hikayesi gibi' toparlamaya ve kendi 'öğretimiz'deki şartları oluşturmaya çalıştık.
Devamı için sizden gelecek geribildirimler ile yazmaya devam edebileceğimi belirterek kalemini burada noktalıyorum.
Sevgi ve saygıyla

1 yorum: